Kıymeti bilinen bilgi değerlidir. Uygulanmayan, hayata fayda üretmeyen sayfalar dolusu bilimsel kitap bir hiçtir. Hatta bazen zararlıdır, ehlinin elinde olmaz ise…
Kıymeti bilinen her gün, her ay değerlidir. Böyle bir hakikat varken, insanoğlu hatadan ari değildir. Zamanın telaşesi, çağın hastalığı dünyevileşme insanı iç aleminden uzaklaştırır. İnsan olmanın anlamı, hayatın gayesi, nereden gelip nereye gittiğinin bilinci yıpranabilir. İşte bu noktada günün, haftanın, ayın ve yılın belli dönemlerinde medeniyetimizin bir “dur” tavsiyesi vardır. Günün belli saatlerinde nasıl bedenimizin beslenme ihtiyacı varsa ruhumuzun da dinlenmeye, muhasebeye ihtiyacı vardır. Bu, hafta, ay ve yıl için de böyledir. Hem bir kontrol, pusula ayarı hem de bir arınma sağlıklı bir yöntemdir.
Geriye dönüp baktığında ömrünün rüzgâr gibi geçtiğini gören hakikat erleri, kalan ömrünü hayırla, iyilikle, güzellikle geçirmek arzusundadır. Sürekli niyetlerini kontrol ederler ve son halleri için de hep duacıdırlar…
Ramazan on bir ayın sultanıdır, kıymetini bilen için bulunmaz bir fırsattır. Bir yıl boyunca çalışıp çabalayan, koşturan, işlerini yetiştirmek için ter döken, sınavını kazanmak için ders çalışan, satışlarını artırmak için piyasayı kollayan… Tüm bu uğraş ile iç alemine yönelmeyi, huzuru ihmal eden, belki kirlenen herkes için bir arınma ayıdır…
İnsan biraz dünya hızını kesmeli, durup düşünmeli ve ehem mühim muhasebesi yapmalıdır…
Ramazan’ın medeniyetimizdeki bu çok önemli yanının küçük yaşlarda aileden kazandırılması, eğlenceli hale getirilmesi, hediyeler, oyunlar, seyirler ve ikramlar ile sevdirilmesi diri tutulması gerekir. Kendi kültürünü yaşatamayan toplumların başka kültürlerin yörüngesine girmesi an meselesidir.
Çağımızın hastalıklarına çare olan İslam medeniyetinin temeli sevgidir. Sevgi olmadan yapılan ibadetin de bir faydası yoktur. Ramazan’ın bir güzel yönü de oruçlu insanlara iftar ettirmek, ihtiyaç sahiplerinin derdine derman olmak, yardımlaşmak ve paylaşmaktır. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” sözü gayet açıktır. “Birbirinizi sevmedikçe gerçek manada iman etmiş olmazsınız” diyen bir kültür, toplumsal direnci zorluklar karşısında güçlü tutan bir motivasyondur.
Açlık, insanın ruhunun gıdasıdır. İnsan maddeden arındıkça, nefsini körelttikçe, ruhu yükselir. Ahlakı güzelleşir. Sabrı, şükrü ve azmi artar. Elindekinin kıymetini bilir. Tıbbi olarak da tedavidir…
Muhabbetle…