Kutsal kitabımızın son iki kısa suresindendir. Bu ve bundan sonraki son sûreye, birlikte “el-Muavvizeteyn” denilir. Allah’a sığınmayı ifade eder. Her iki sûre varlıkların kötülüklerinden, büyücülerin ve çekemeyenlerin şerrinden korunmak için de okunur ve onlar okunarak Allah’a sığınılıp güvenilir.
“(Resûlüm!) De ki: “Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin (içinde işlenenlerin) şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve hased et(meye başla)dığı zaman hasetçinin şerrinden, tanyerini ağartan Rabbe sığınırım.”
Kâinatı eşsiz bir nizam üzere yaratan Allah’ın iyilik ve kötülüğe de izin verdiği, insanların tercihleri ile hayat sınavını kazanıp kaybettikleri bir fani dünyadayız. Kötülüklerden uzak durmak için yasaklar, iyilikleri yapmak için ise tavsiyeler vardır. Toplum nizamını sağlamak için yapılan kuralların motivasyonu çoğu zaman temelde inanç sistemleridir. İnançtan kastın kalbi anlamda bir izah olduğu malumdur; vicdani boyut önemlidir şekilden ibaret bir tutum değil ahlak bağlamında bir boyuttur.
Karanlık çökmesinden muradın sadece gündüzün sona ermesi ve gecenin olması değil, kötülüklerin; insanın kalbini kasvete sokan şerlerin işlenmesidir.
Sihir veya büyü gibi şeyler tarih boyu insanların ilgisini çekmiş şeytani uygulamalardır. Uğraşanların akıbetleri hayır olmasa da Peygamberimize dahi sihir yapılmış olduğu ilahiyatçıların iyi bildiği bir durumdur.
Haset tüm yapılan iyilikleri de alıp götüren bir kötü huydur. Hasetçi insan, kıskançlığın çekememezliğin kendisini içten içe yiyip bitirdiği bir hal üzeredir. Kendisine faydası olmayan insanın etrafına faydası olması beklenemez. Haset ettiği insana düşmanlık edenin şerrinden kurtulmak her zaman mümkün olmayabilir. Allah’a sığınmak ise en kestirme yoldur zira onun izni olmadan kötülük dahi insana ulaşmaz. Kadim medeniyetimizin kader anlayışı böyledir, iyilik de kötülük de bir ölçü üzeredir. Sınav ise bu olaylara karşı kişinin tercihi ve davranışı ile olur.
Hayatın acısı ve tatlısı, sevinçli ve üzüntülü anları vardır. Kadersel olayların başka bir tezahürü olan kötülüklerden, sığınılacak yerin Yaratan olduğunun vurgulanması bizzat resulüne tavsiyedir. Elbette bu tavsiye O’nun yolundan gidenler için de geçerlidir. Hakiki manada hiçbir güç ve kuvvetin olmadığı gören için aşikardır. Bu hakikati görmezden gelip, geçici saltanatlara aldanmak ve onlara sığınmak beyhude bir çabadır.
Ne mutlu görebilene…
Muhabbetle…