Çağı Yakalamak

İlk insan, ilk Peygamber Adem’in oğulları kavga ettiler. Sonunda Kabil öz kardeşi Habil’i öldürdü. İyi ve kötünün, hak ile batılın mücadelesi başladı. İnsanlık tarihi boyunca insanoğluna kendi arasından peygamberler gönderildi. Vahiy yoluyla gelen ilahi mesajları diğer insanlara anlattılar. Yaradan; iyi ile kötünün ayırt edilmesi, toplumda düzenin sağlanması, bireysel huzurun olması için binlerce elçi gönderdi. Yaradan’ı bilmek, tanımak ve tavsiyelerine uymak tüm ilahi dinlerin ortak hedefiydi.

Ruhlar aleminde insanoğlu yaratılıp, eşrefi mahlukat ilan edilince, şeytanın kabul etmemesi ile başlamıştı ego. Meleklerin hocası konumunda Azazil her şeyi biliyordu, nice alimlerden daha alim, abidlerden daha abiddi. “Ben” dedi. Ben ateşten yaratıldım insan ise topraktan, ben daha üstünüm insandan kaldı ki yeryüzüne gönderilip ne fecaat kötülükler zulümler yapacak olan insan mı benden üstün dedi. Yaradan’ı bildiği halde isyan etti ve şeytan oldu. Ama bir isteği vardı. Madem öyle o halde bana izin ver ben de insanları hak yoldan çıkarmak için kıyamete kadar çalışayım. Yaradan peki dedi.

O gün bugün şeytan yeryüzündeki tüm zulümlerin bir tarafından tutmuş, vesvese ile ön ayak olmuştu. İnsan kibre kapılıp, şeytanın yolunu tercih ettiğinde kötülük hâkim oldu ve bugün zulüm yeryüzünün her metrekaresine yayıldı. Eşkıya dünyaya hükümdar oldu.

Şüphesiz bu durum birden olmadı. Kötüler planlı ve sinsice çalışırken iyiler sorumluluklarını yerine getirmedi, duyarsız kaldı. Oysa toplum nizamı için uyulması gereken tavsiyeler içinde “nemelazım” yoktu. “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” yoktu. Sahte tanrılara itaat etmek, nefsinin, egosunun peşinden koşmak yoktu.

Velev ki nefse, şeytana uyuldu, yeniden ayağa kalkmak, iyiliğe yönelmek vardı. Ama olmadı. Konfor alanını terk etmeyen, çalışmayan, üretmeyen toplumlar esir olmaya mahkumdu ve kötüler bu iğrenç çağı kazandı.

Yeni çağı yakalamak; kötüler ne kadar ileride olursa olsun iyilerin çalışmasına bağlı.

Çağı yakalamak; çağın dayattığı kültürel değerleri benimsemek değildir, robotlaşmış, düşünmeyen, sorgulamayan dijital köle olmak değildir, dokuz kişiye bir pul, bir kişiye dokuz pul vermek hiç değildir. Sahte tanrılara meydan okumak; çağlar ötesinden “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” düşüncesini hâkim kılmaktır.

Muhabbetle…