Kafirun

Yaratıcıyı inkâr edenlere hitapla başladığı için bu adı almış kısa surelerdendir. Medeniyetimizde eşsiz bir kaide var ki o da dinde zorlama olmadığıdır. Kutsal kitabımızda bu konuda ayet bile vardır. İslâm, iman konusunda zorlamayı değil, tebliği, daveti ve irşâdı esas almış, iman edip etmemeyi, herkesin hür irade ve vicdanına bırakmıştır…

Ebû Cehil ile bazı Kureyş müşrikleri, Peygambere amcası aracılığıyla cazip teklifler yapmışlar, “İsterse kendisine başkanlık verelim. Yeter ki putlarımıza söz söylemesin. Bir yıl o bizim putlarımıza tapsın/saygılı olsun; bir yıl da biz onun Allah’ına ibadet edelim.” demişlerdi. İşte inen bu sûre ile Allah Resûlü onlara Allah’ın red cevabını bildirdi. Putlara saygı ve tapınma ile beraber uzlaşmacı ve tavizci beraberliğe girmedi. O’na, şirke girmemek için Allah’ın hâkimiyetine, Rabliğine/tevhide aykırı bulunan şeylerde hiçbir taviz ve uzlaşma ruhsatı verilmemiştir. Resûlullah’ın tatbikatı da bu olmuştur. Fakat bundan sonra müşrikler daha sertleşmeye başladılar. Zaten bütün peygamberlerin mücadelesi, dinsizlerden ziyade, Allah’ın varlığını kabul ettikleri halde tâğûtlara kulluk eden, fikrî veya şeklî putları yücelten, onları öne geçiren şirk dini mensuplarıyla olmuştur.

(Resûlüm!) De ki: “Ey kâfirler!”

“(Sizin) tapmakta olduklarınıza ben tapmam.”

“Siz de (aslında benim) ibadet ettiğime ibadet/kulluk edecek değilsiniz.”

“Zaten ben (sizin) taptığınız şeylere asla tapacak değilim.”

“Siz de (aslında benim) ibadet ettiğime ibadet/kulluk edenlerden değilsiniz.”

“Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”

İslâm’ın barış ve esenlik mesajının insanlara ulaşmasına, onun ahlak anlayışının hayata geçirilmesine engel olunmadıkça ve saldırılmadıkça diğer inançlara tavır böyledir. Yoksa dinlerini onaylamak için değildir.

Bu surede Peygambere ve onun yolundan gidenlere tavsiye edilen; tevhit inancı konusundaki netlik ve kati tavır çok önemlidir. Eğer inanç dairesine girilmişse; imanın kemali için başka sahte tanrılardan ayrışmalı, inkâr ile iman arasında bocalamamalıdır. Bu netlik insanı özgür kılar, “şirk” yani başka tanrılar ise tevhide zarar verir ve murat edilen huzur elde edilemez.

Bu net tavır kendisini başkasından üstün görmek değildir. Aksine büyük bir sorumluluk altına girmektir. Öyle bir sorumluluk ki kimsenin karşısında; servetinden, gücünden, makamından dolayı hakkı savunmaktan geri durmamayı gerektirir…

Muhabbetle…