Maun

Yardımlaşma anlamına gelen maun medeniyetimizin temel ilkelerindendir. Toplumun zengin ve varlıklı kesimlerinin, ihtiyaç sahiplerini gözetmesi; toplumsal direncin artmasına ve toplumsal huzura sebeptir zira aynı gemide gidilmektedir. Dedem rahmetli “Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” derdi. Kadim medeniyetimiz “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” der.

Modern çağımız yardımlaşmayı hakiki manasından çıkarıp, algı ve nüfuz etme gibi işlevlere hapsetmiştir. Bencilliğin körüklendiği, bireyselliğin egoya evrildiği ve nihayetinde insanın dönüştürüldüğü bir sisteme; çare kadim medeniyetimizdir. İnsani değerler; iyilik, merhamet, sosyal adalet, yardımlaşma duyguları toplumların moral motivasyon gücüdür, dinamiğidir…

Arap yarımadasında, zalim varlıklı ekabirlerin, yoksul kimsesiz ve yetimlere karşı kötü tutum ve davranışlarının arttığı bir dönemdi. Çağlar öncesinden huzurlu bir toplum için ikazlar; evrensel değerler günümüze ne güzel de yankılanıyor, Maun suresinden;

“Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?”

“İşte, yetimi itip kakan,”

“Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen/yoksula yedirmeyi teşvik etmeyen de odur.”

Hakkın hâkim olduğu, insanların mevcut nizam karşısında eşit tutulduğu, üstünlüğün adalette ve iyilikte olduğu, güç sahiplerinin değil hukukun üstün olduğu bir nizamı kabul etmeden toplumda hakiki manada huzur olmaz. Yalan dünyanın nimetlerinin ve konforunun elinden gitmesini istemeyenler adil bir paylaşımı kabul etmezler. Zamanla, kalpleri kararır ve merhamet duygularını yitirirler. Hayatın adil nizamını sağlamaya dönük kutlu emir burada zalime dur demiş, ikaz etmiştir.

Bu açık emirden sonra bazı münafıklar, dinin şekle matuf emirlerini uygulamışlar, menfaatlerine ters gördükleri mali yükümlülüklerinden kaçmışlardır. Heyhat! Kalplerdeki en gizli sırları bilen Allah; iyi tanınmak ve çıkar sağlamak için namaz kılanlara; yazıklar olsun diyerek ne kadar da manidar ve acı bir tarifte bulunmuştur.

“Vay haline! Namaz kılanların ki onlar, namazlarından gafildirler. Hem de onlar, gösterişçidirler.”

“Onlar, zekâtı veya yardım ve yardımlaşma için en basit şeyleri bile esirgerler/engel olurlar.”

“İyilik ticaret değildir. Allah için yapılır ve unutulur” diyen Abdulhakim Arvasi gibi hakiki alimler, özellikle dinin ahlaki değerler üzerinden örnek alınmasını sağlamışlardır. Hakikatte böyledir ki; rahmet elçisi, numune insan “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”, “Sizin en hayırlınız başkasına en fazla faydası dokunandır” demiştir.

Muhabbetle…