Uzlaşma Kültürü

Tarafların anlaşmazlıklarını şiddet yerine diyalog, karşılıklı taviz ve ortak akıl yoluyla çözdüğü, toplumsal barışı ve empatiyi esas alan bir yaşam şeklidir.

Çağımızın; bencilliği, kibri destekleyen yaşam felsefesi; menfaatinden vazgeçmeyen tarafların şiddete varan eylemlerini körüklüyor. Az bir anlayış, fedakârlık ve sevgi ile çözülecek sorunlar yumak gibi büyüyerek, telafisi zor kötü sonuçlara sebep oluyor. Modern çağın bu sorunlara çözümü; yasaların tavizsiz uygulanması ile, bir nebze sağlansa da sorunun temelindeki çıkarcı düşünceye bir çare olamıyor…

İslam medeniyetinde ise kendi bireysel menfaatini, toplumun menfaatine tercih ettiği gibi, bunu yaparken mükafatı sadece Yaradan’dan umuyor. Salih amel yani iyilik düşüncesi; menfaat şöyle dursun, topluma fayda üretmeyi esas alıyor. Somut iyilik yerine, iyilik düşüncesinin hâkim olması; insanlara huzur getirecek, toplumsal barışı sağlayacak düşünceyi teşvik ediyor. Hatta bu uğurda mücadele etmeyi tavsiye ederken, kişisel menfaatinden vazgeçmeyi de övüyor…

Kutlu Peygamberin huzurunda Ebubekir’e bir bedevi gelmiş, söyleniyordu, o da cevap vermiyordu. Cevap vermeye başlayınca rahmet Peygamberi kalkıp gitti. Ebubekir neden gittiğini sorduğunda, sen cevap vermediğinde melekler ona cevap veriyordu sen menfaatini savunurken melekler gitti ben de uzaklaştım demişti.

Haklı olduğu halde kişisel davasından vazgeçenler için kadim medeniyetimizin sayısız müjdeleri vardır. Esas olan insanların huzuru ve barışı olduğundan, günümüz ifadesi ile uzlaşma; tevhit haricinde her halde ve şartta desteklenir…

Münafıklar, müşrikler ve inkarcılar ile anlaşma sağlanmış ancak, Peygamberimizin Allah’ın elçisi mührünü kabul etmemişlerdi. Sahabe itiraz etmiş ve anlaşma bozulacaktı ancak her davranışı çağlara örnek rahmet Peygamberi müşriklerin şartlarını kabul etti, sadece adını yazdılar, uzlaşma sağlandı…

Uzlaşma öncesi müzakereler yapılır, tarafların ortak noktaları belirlenir, farklı görüşlerde orta yolda anlaşma sağlanır ve farklılıklar öne çıkarılmaz ise toplumsal barış olur. Herkesin aynı düşüncede olması imkansızdır, olaylara, fikirlere hatta inançlara bakışlar, yorumlar farklıdır…

Kişiler için olan kanaatlerin de aynı olması beklenemez. İnsan duygularıyla, belli bir aidiyet ile kişileri değerlendirirse ve bu düşüncesini de başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışırsa uzlaşma yerine çatışma kaçınılmazdır…

Farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, uzlaşma kültürünü önceleyen, barışa ve huzura koşan canlara selam olsun…

Muhabbetle…